Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku | Kitap Yorumu

by - 20.2.18

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, mutlaka bir yerlerden duyduğunuz belki de filmini izlediğiniz bir kitap. Kitapta tamamen kahramanımızın yanındayız. Ben resmen onunla birlikte sokakta dolaştım. Ara sokaklarda, kahvehanelerde gezdim. Sokakta millete racon kestim, argo konuştum, Müzeyyen'le oturdum iki lafın belini kırdım. 


Peki diyeceksiniz Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku'nun konusu ne? Kaybedenler, aşıklar, sokakta dolaşan sıradan insanlar, türk filmleri, arabesk kültürü... Böyle uzar gider. Kitabı beğenmeyen popüler kültür ögesi olarak gören bir kitle var. Kimileri de cinsiyetçi bulmuş. Yer yer cinsiyetçi küfürler olabilir. Fakat sokaktaki bir erkek işte bu. Bu kitap gayet de gerçeği yansıtıyor. Zaten kitapta argo bir dil var. Bana sorarsanız beni o kadar rahatsız etmedi bu dil. 

Ben bu kitabı ''hayatın içinden'' buldum ve sevdim. Argo dilden rahatsız olmazsanız size de tavsiye ederim. Şimdi sizi alıntılarla başbaşa bırakayım. Böylece okuyup okumamak üzerine kafanızda bir fikir oluşsun.

Alıntılar:

''Tütünümü, anahtarımı aldım, evden tam çıkıyordum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim. Önemsemedim. Yol, bana uygun bir ruh önerebilirdi.''

"Bir şeyin gerçekte öyle mi olduğu yoksa bana mı öyle geldiği konusu her zaman kafamı karıştırırdı."

"Umurumda değildi. Hani sözgelimi, kör testere ile kesseler sırıtırdım. Ben zaten orada değildim."

 "Hayatımız müzikaldi ya da bana öyle geliyordu. Müzik satsak köşe olurduk."

''Yok olmak. Toz olmak istiyordum. Varlığım orada olmamalıydı. Gelip beni alsalardı. Uzaydan ya da bir yerlerden gelselerdi. Sessiz sedasız kaybolsaydım. Yerime Kız Kulesi’ni bıraksalardı. Ne alakaysa?''

'' Her şey benden önce olmuşsa, bana olacak bir yer, durum kalmıyor muydu ? Bana ait tek kişilik bir iskemle, oda yok muydu bu dünyada? ''

''Sadri Alışık denilen hergele, her filminde ağlardı. O ağladıkça ben de ağlardım. Nedenimi bilmez ağlardım. Ağladıkça Sadri'ye kıl kapar gıcık olurdum. Üçüncü şahıs olarak kalışına, hep gidici kadınları sevişine, bu gidiciliklerin bir mecburiyet gibi duruşuna, Sadri'nin bu mecburiyetlere, giden kişinin özgürlüğü olarak bakıp, ona ihanet etmemek için kendine ihanet edişine...''

You May Also Like

10 yorum

  1. filmini izleyip pek de beğenmedikten sonra kitabını okuyup çok sevdiğim bir eser. incecik ama bir sürü altı çizilecek cümle barındırıyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben filmini izlemedim henüz. Hayalimde kurduğum karakterin Behzat Ç ile uzaktan yakından ilgisi yok ama :-D

      Sil
  2. Hem kitabını hem de filmini merak ediyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabı tavsiye edebilirim, filmi izlemeyi düşünüyorum :-)

      Sil
  3. Söylediğin gibi hayatın içinden bir hikaye. Argo dil beni de rahatsız etmedi. Kısa sürede bitirilebilecek kısalıkta ancak gerçek anlamda anlaşılması zor kitaplardan :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazı yorumlarda argo dile kafayı takmışlar o yüzden belirtme gereği duydum. Ya bu insanlar hiç sokakta dolaşmıyor, bilmiyorum neyse. Kitapta yoğun bi' belirsizlik var :-)

      Sil
  4. Kitabı birkaç yıl önce okumuştum. Filminin çekildiği ve popüler olduğu zamanlardı. Kitap çok hoşuma gitmemişti ama bazı alıntılar çok hoşuma gitmişti. Belki ilerleyen zamanlarda filmini izlerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de filmi izlemedim, kitap bana göre de 5'te 5 değil. Ama yerden yere vurulacak gibi olduğunu düşünmüyorum :-)

      Sil
  5. Ya sizin yorumunuzun altına böyle bir şey yazmak istemezdim ama blogger arkadaşlarıma dürüst olmak istiyorum. Benim son yıllarda okuduğum ne yazık ki en kötü kitaptı. O yüzden bloguma almadım. Herhalde zaman kötüydü yada bana uygun değildi bilemiyorum.
    Ama blogunla tanıştım memnun oldum takibe alıyorum hemen

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, hoş geldin. Saygı çerçevesinde olduğu sürece eleştirilere açığım. Bir kitap herkese hitap edecek diye bir şey yok zaten :-)

      Sil

Link içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...