29 Mayıs 2017 Pazartesi

Sis ve Öfke Sarayı - Sarah J. Maas | Kitap Yorumu

''Sarah J. Maas’ın “Taht Oyunları”nın yazarı George R. R. Martin’le karşılaştırmasına yol açan “Güller ve Dikenler Sarayı” dizisinin ikinci kitabı Sis ve Öfke Sarayı da yine temposu ve heyecanı hiç düşmeyen bir macera vaat ediyor. Bana bakan yüzü tanıyordum. Yüzünden akan sahteliği, umutsuzluğu, çürümüşlüğü tanıyordum.
Hançeri kaldırırken elim titremedi. Kemikli omzunu sıkıca tutup karşımdaki iğrenç yüze baktım – kendi yüzüme. Ve üvez hançeri tam kalbime sapladım.
Feyre, Amarantha’dan kurtulup Bahar Sarayı’na dönebildi ama bunun bedeli yüksek oldu. Her ne kadar artık Ulu Peri güçlerine sahip olsa da hâlâ bir insanın kalbini taşıyor ve Tamlin’in halkını kurtarmak için yapmak zorunda kaldıklarını unutamıyor. Gece Sarayı’nın Yüce Lordu Rhysand’la yaptığı anlaşmayı da unutmadı. Tüm bunların ortasında Feyre, iktidar çatışmaları ve tutku oyunlarının baş döndürücü hızında yapması gerekeni yapıyor.''



Sis ve Öfke Sarayı Dikenler ve Güller Sarayı'nın ikinci kitabı. İlk kitapta atılan düğümlerin bir kısmı bu kitapta çözülüyor. 

İlk kitaba göre daha yavaş ilerledi. Beklediğim tüm olaylar kitabın sonunda gerçekleşti. Tüm kitap boyunca Feyre ve Rhysand arasındaki ilişkiyi okuduk.


Asıl gerçekleşmesi gereken olaylar kitabın son 50 sayfasına bırakılmış. Bu da bir pazarlama tekniği sanırım. Açıkçası Rhysand ve Feyre arasındaki ilişkiyi sevdim diyebilirim. Atışmalar falan iyiydi, fakat bir noktadan sonra cinsellik baymaya başladı. Cidden kendi adıma abartılmış sahneleri okumaktan sıkıldım. Çünkü ben bu kitabı fantastik kategorisinde diye okuyordum. 

Tamlin karakterini zaten hiç sevmemiştim. Her zaman dediğim gibi favori karakterim Lucien. Fakat bu kitapta son bölümler hariç yoktu. Rhysand geldiği anda eğlence başladı zaten. ''Hello Feyre Darling'' 

Rhysand ve Feyre arasındaki durum aslında ilk kitaptan belliymiş. Yani nasıl desem dikkat spoiler başlangıcı şu eşlik ilişkisi ve Rhysand'ın önceden bunu biliyor oluşu. Bu kısımlarda bayağı şok geçirdim. Aslında Feyre'yi ilk gördüğü andan beri rüyalarında gördüğü kadını bulduğunu biliyordu. Spoiler Sonu Bu kısımlar benim gibi bir odun için bile etkileyiciydi. 

Feyre'nin bir anda yaşadığı büyük değişim, düşünceleri, kararları ve duygularının değişimi gerçekten çok ani oldu ve ben dahil birçok kişiyi rahatsız etti. İlk kitap kadar heyecanlı bir kitap değildi. Ama sırf Rhysand ve Feyre arasındaki atışmalar için bile okunabilir. Yazar bir şekilde kitabı okutmayı beceriyor, kitap öyle bir yerde bitti ki, devamını okumalıyım. Muhtemelen 3.kitabı ingilizce okumaya çalışacağım :D O zaman yazıyı şöyle sonlandırıyorum.

''To the stars who listen and the dreams that are answered.''

8 yorum:

  1. Taht oyunları ile karşılaştırılmaları nedeniyle dikkatimi çekti kitap. Umarım yıl içinde okurum. Emeğine sağlık :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba.Taht oyunlarının ilk kitabını yarım bırakmış biri olarak saraylar, birbirinin kuyusunu kazma gibi konularda benzerlikler olduğunu söyleyebilirim :-)

      Sil
    2. Ayıp ama neden yarım bıraktın :D

      Sil
    3. Konusu pek sarmadı aslında Arya'yı sevmiştim :-D

      Sil
  2. Waoov, demek Taht Oyunları ile karşılaştırılıyormuş! Benim de merak ettiğim bir seri aslında ama bu aralar kitap almamaya çalışıyorum. Kütüphanede falan bulursam yakında okurum belki, merak ediyorum çünkü ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu ara ben de almıyorum ( sanki önceden çok alıyordum da :-D ). Etrafında popüler kitaplar bulunan bir kütüphane varsa şans verebilirsin :-)

      Sil
  3. Puanlama sisteminiz harika olmuş :D Bana da beklerim

    YanıtlaSil

Link içeren yorumlar onaylanmayacaktır.