31 Mart 2017 Cuma

Korku - Stefan Zweig

Korku, gizli bir ilişkisi olan Irene'nin bir kadın tarafından tehdit edilmesiyle başlıyor. Bu tehdit sonrasında Irene gerek kadından, gerekse kocasının bu ilişkiyi öğrenmesinden korkmaya başlıyor. Kitabın sonunda olayların hiç de sandığımız gibi olmadığını fark ediyoruz.


Kitapta fazlaca psikolojik tahlil var. O korkuyu Irene ile birlikte hissetmemiz amaçlanmış. Ne yazık ki benim için böyle olmadı. Ben Irene ile birlikte korku duymadım, heyecanlanmadım. Irene'nin dertleri bana dert olarak görünmedi. Zweig'in kitaplarında -Satranç hariç- bu durum başıma geliyor. Kahramanlar genelde bir eli yağda bir eli balda insanlar. Onların yaşadıklarını hissedemiyorum, özellikle kadın kahramanlar samimi gelmiyor. 

Irene'ye ısınamadığımdan, bu kitap benim için iyi bir deneyim olmadı. Tabii ki Zweig hayranları farklı düşünecektir. En iyisi siz kendiniz deneyerek görün :-)

Puanım:

30 Mart 2017 Perşembe

Alexander Graham Bell: Bağlantı Kurmak

Bağlantı Kurmak, Naomi Pasachoff tarafından yazılmış bir biyografi / popüler bilim kitabı. Telefonun mucidi olarak tanıdığımız Graham Bell'in hayatını bilimsel kısımlar üzerinde yoğunlaşarak anlatıyor. Graham Bell duyma engellilerin eğitimi üzerine çok önemli çalışmalar yapmış. Hayatının uzun bir kısmı onların öğretmenliğini yapmakla geçmiş. Ve duymaları için farklı yöntemler uygulamış. Bu çalışmalarını hayatının önemli bir parçası olarak görmüş.
Kitapta Bell'in telefonu keşfi uzun uzun anlatılmış. Özel hayatından da kesitler var. Telefonun telif hakkı için büyük sorunlar çıkmış.  Bunun dışında Bell, keşfe aç biri. Sürekli konudan konuya, düşünceden düşünceye atlayan biri. Öldüğünde aklında olan ama uygulamaya geçiremediği bir çok fikri geride bırakmış. Bell, bugüne göre bakarsak bir bilim insanından ziyade mühendis. 

Bu kitabı meraklılarına tavsiye edebilirim. Bu, Oxford biyografileri içinde diğerlerine göre daha yavaş ilerleyen bir kitaptı. 

Alıntılar:

Bir keresinde Bell Keller'a içini dökerek, ''İnsanlar telefondan başka işe yarar hiçbir şey yapmadığımı düşünebilir. Bunun nedeni telefonun para getiren bir icat olması. Bu kadar çok insanın başarının ölçüsü olarak parayı görmesi ne kadar acı.'' demişti.

''Gözlem yapmayı, gözlemlerini hatırlamayı ve sonu gelmeyen nasıllar ve niçinlere cevap aramayı sürdüren bir kişinin zihni körelmez.''

''Mucit, dünyaya bakan ama gördüğüyle yetinmeyen insandır.''

Puanım:



29 Mart 2017 Çarşamba

Devrimin Kızı | Kitap Yorumu

Öncelikle serinin birinci kitabı Kurucunun Kızı hakkındaki düşüncelerimi şuradan okuyabilirsiniz.


İlk kitabı her şeye rağmen sevmiştim. Seriyi kısaca özetlemem gerekirse ilk kitapta Ivy adlı kızımız gelenek gereği Bishop'la evlendirilmişti ve babası tarafından Bishop'u öldürmekle görevlendirilmişti. Bu kitapta bir nedenden ötürü suçluların atıldığı çitin ötesine atılıyor. Sonra olaylar gelişiyor.

Devrimin Kızı'nı hiç beğenmedim. İlk kitaba gösterdiğim toleransı bu kitaba göstermedim. Yine tamamen tahmin ettiğim şekilde ilerledi. Yazar, Ivy'nin kardeşine düşmanlık beslememiz için elinden geleni ardına koymadı. Kitabın tek tahmin edemediğim kısmı Ivy 'nin kardeşine yaptığı şey. Gerçekten bir insan, bir erkek için kardeşine bunu yapabilir mi? Genç kızlara empoze edilen şey bu mudur? İşin tuhaf tarafı Ivy kardeşine yaptığı şeyden sonra hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam etti. Bana göre bu kitap tamamen ticari amaçlı yazılmış bir kitap. Millet ölüyor, kızımız Bishop derdinde. Okumakta çok zorlandığım bir kitap oldu. Benim için zaman israfı oldu -ki hayatta sahip olduğumuz en değerli şeydir zaman-

Daha detaylı bahsedersem kitapla ilgili ipucu vermiş olacağım.

Puanım:


28 Mart 2017 Salı

Theo'ya Mektuplar - Van Gogh

Theo'ya Mektuplar, Vincent Van Gogh'un erkek kardeşi Theo'ya yazdığı mektuplardan oluşan bir kitap. Mektupların çok çeşitli konuları var. Kimi zaman günlük olaylardan, bazen sanattan, bazense edebiyattan bahsediyor Van Gogh. 


Van Gogh'un hayatında üstesinden gelemediği bir sorun var. Para. Yağlı boya yapmaktaki çekincelerinin nedeni kağıdı ve boyayı harcamaktan korkması. Neyse ki kardeşi ona parasal destek sağlıyor. Tüm parasal yokluklara rağmen ressamlığın peşinde koşması da takdire şayan bir durum. Kitabın başından sonuna mektuplarda çok değişimler oldu. Bir kere Van Gogh'un dini düşünceleri değişti. Psikolojik sorunlar yaşadı ve resimleri değer görmeye başladı. 

Gogh'un hayatında değişmeyen ve onun için çok önemli olan iki şey var: Çok çalışmak ve kardeşine olan sevgisi. İlişkileri çok samimi, dostane, sanki birbirlerine kızamıyorlarmış gibi. Ben, Theo'nun yazdığı mektupları da çok merak ettim.

Eğer Van Gogh'un hayatını merak ediyorsanız tavsiye edebileceğim bir kitap. Resimle ilgili teorik kısımlar biraz sıkıcı olabilir. Ve çok akıcı bir kitap değil. Benim için okunmaya değer bir kitaptı. Çünkü Van Gogh'un Yıldızlı Gece'sini çok seviyorum. Onun dışında psikolojik sorunları ilgimi çekiyor. 

Bu kitaba puan vermem mümkün değil. Aynısını Canım Aliye Ruhum Filiz için de düşündüm. Böyle kişisel kitaplara puan veremem :-)

Alıntılar:

''Biliyorsun şakayık çiçeği Jeannine'indir, hatmi çiçeği Quost'a aittir, ayçiçeği de galiba biraz benim...''

''Burada sağlığımı soran herkese her zaman söylediğim gibi, hastalıktan ölmekle onlarla eşit duruma geleceğim, çünkü ben öldüğümde hastalığım da ölecek.''

''Bir daha kriz geçirmeme umudunu bir yana attım-tam tersine, bu tür krizlerin arada sırada yenileneceğini baştan kabul etmeli ve beklemeliyiz.''

27 Mart 2017 Pazartesi

Kitap Alışverişi

Merhabalar. Kitap alışverişi yazıları blogumda pek rastlayacağınız bir şey değil. Taa yüzyıllar önce şöyle bir fuar alışverişim olmuştu. Toplu kitap alışverişi de pek yapmam. Öyle bir iki tane çok merak ettiğim kitapları alırım. Bu yüzden yazılacak bir şey olmuyor :-) Bu sefer yakın zamanlarda beş kitap aldım. Rakam bana yazılabilir geldi, o yüzden hazırsanız başlıyorum. 

İlk olarak çok merak ettiğim Geliş isimli kitabı aldım.


Bunu bir avm kitapçısından aldım. Hatta filmi de varmış, ismi Arrival. Bilim kurgu öykülerinden oluşan bir kitap.

İnternet alışverişiyle iki kitap aldım. Biri Dünyanın Merkezine Tünel Kazmak. Bu da öykülerden oluşan bir kitap.



Diğeri Postacı Kapıyı İki Kere Çalar


Aslında bu kitap polisiye imiş. Polisiye okumuyorum. Postacı Kapıyı Çalmayacak ile karıştırmışım :) Kitapları almaktan vazgeçmeyeyim diye bir anda, hızlıca sepete eklediğim için böyle bir hata yapmışım.

Böyle de bir defter, iki ayraç hediye etmişler.

İki kitap daha var. Onlar da sınavlara hazırlık kitapları. Bu kitapları kitapseç.com'dan aldım. Çok memnun kaldığım için site adını belirtmek istedim. Yeri Ankara'da imiş. Çarşamba günü sipariş vermiştim cumartesi kitaplar elimdeydi. Kitapların fiyatı çok uygundu. Normalde kpss eğitim bilimleri kitapları 70 tl, ben 27 küsüre aldım. Gerçi sınava bir ay kalması da fiyata etki etmiş olabilir (Sınava bir ay var ben daha yeni kitap aldım tüü bana).


Bu kitapların kapakları falan da ilgi çekici. Her kitabın dışına başarılı bir Türk koymuşlar.Aslında öğretmen koysalar daha iyi olabilirdi. Kitabın önsözünü okudum bana çok samimi geldi. Zaten sahip olmanız gereken bir şey için (kamuda öğretmen olmak) çaba sarf etmeniz gerekiyor, işte bu da sistemdeki hatalardan ötürü tarzında bir yazı vardı.

Diğer kitap da ales mantık kitabı.

Bu kitabın dahi beni kurtaracağını düşünmüyorum ama umut işte. Mantık sorularının nasıl çözüleceğini aşama aşama anlatmayı vaad ediyor.

Bu kadar. Yazıyı okuduğunuz için teşekkürler. Hoşça kalın.

26 Mart 2017 Pazar

Kusursuzlar | Kitap Yorumu

Herkese merhabalar. Bugün feminist bir distopya olan Kusursuzlar hakkında konuşacağım. Kusursuzlar konusu itibariyle Damızlık Kızın Öyküsü'ne benzetiliyor. Henüz onu okumadım ama içeriğini az çok inceledim. Konular benzer görünüyor. Yazar birazcık esinlenmiş olabilir.


Yeni dünyada kadınlar tamamen erkekler için üretiliyor. Mükemmel olmak zorundalar, zaten ''mükemmel'' tasarlanıyorlar. Küçük kızlar sırf kendilerini seçecek erkekler için yaşıyorlar, sürekli aç gezmek ve zayıf olmak zorundalar. Bu kadınların adları küçük harfle başlıyor, seri numaraları bile var. Daha ne olsun yahu.  

Bu kızların aileleri yok, bir okulda büyüyorlar. Ergenlik çağındalar, birbirlerini o kadar çok dışlıyorlar ki. Senin gözünün üstünde kaşın var ama kaşın çok biraz al, senin kaşın mükemmel boyutta değil, yahu senin kaşın bile yok sus konuşma. Bu yazdığım farazi ama resmen bu tarz muhabbetler dönüyor aralarında. Kızlar her hafta erkekler tarafından oylanıyor vs. Cariye, eş ya da bakire olabiliyorlar. Bakireler erkekler için kadın yetiştirmekten sorumlu, cariyeler erkeklerin cinsel ihtiyaçlarını tatminden sorumlu, eşler de erkeklerin mutluluğundan sorumlu. Böyle bir dünya işte. 

Bu paragraf spoiler içerebilir.
Aslında feminist bir distopya olduğu için Darwin ile ilişkisinin nasıl sonlanacağını tahmin etmiştim. Bu kitap süslü bir aşk hikayesi değil. Bu kitabın çarpıcı ve rahatsız edici olması gerekiyordu ki bir şeylere dikkat çekebilsin. Ben Darwin'in davranışlarını çok anlamsız buldum. Bana göre Freida'nın -öyle bir dünyaya göre- davranışlarının tutarsız olması normaldi. Çünkü kadın olarak varla yok arasında bir yerde, tabii buna var olmak denirse. Sadece beklentilere göre yapması gerekenleri yapmaya çalışıyor, ama kendi kişiliği çok farklı. O yüzden kapana kısılmış bir karakter Freida.

Günümüzle ilişkilendirdiğim yanları çok. Makyajın tek tipleştirdiği kadınlar... Makyajı kötülemiyorum, o bir tercih ve ''tercih'' olarak kalmalı. Tek tipleşmemeliyiz ki ben moda adı altında, aynı makyajı yaparak tek tipleştiğimizi düşünüyorum. Etrafta kadınların çoğu sarı saçlı, beyaz tenli. Neden çünkü bu bir güzellik algısı. Neyse daha fazla uzatmayacağım, bu kitapta üzerine düşünecek şeyler var, isteyen istediği kadarını düşünsün. Hoşça kalın :-)

Puanım:

25 Mart 2017 Cumartesi

Birtakım Coldplay Şarkıları

Herkese merhaba. Blogumu ilk açtığımda müzik üzerine daha fazla yazı yazıyordum. Şu aralar ise daha çok bir kitap bloguna dönüştüm. Şimdiyse tekrar eskisi gibi müzik hakkında da yazmaya karar verdim. Çünkü müzik dinlemek hayatımın önemli bir parçası.

Gelelim bahsetmek istediğim konuya. Eski bir Coldplay hayranı olarak Coldplay'in müzik tarzının değişimine birinci gözden tanık oldum.

Eskiden alternatif rock yapıyorlardı, şu sıralar tamamen pop müziğe geçtiler. Eski ve yeni tarzlarını kapsayan şarkılardan şöyle bir derleme yaptım.

Alternatif rock zamanlarından kalma şarkıları ''Violet Hill''


''If you love me won't you let me know'' diye sevdiceğinize haykırabilirsiniz.


Ve tabii ki Yellow
Look at the stars look how they shine for you.



Yıldızlar, gökyüzü ve evreni çok sever Coldplay.

Fix You
Bazen çok büyük hayal kırıklıkları yaşadığımda Fix You dinliyorum. Tam olarak hayal kırıklıklarına uygun bir şarkı.


Şarkının Türkçe çevirisini şuraya bırakıyorum. Bence dünyanın en anlamlı şarkısı.


The Scientist
Nobody said it was easy 
Kimse kolay olduğunu söylemedi
No one ever said it would be this hard 
Kimse bu kadar zor olacağını söylemedi
(Üniversitenin ilk yılı - temsili değil)


Cenneti hayal etti ''Paradise''



Bunun klibini bir ayrı severim.

Oldukça devrimsel şarkımız Viva La Vida



Chris Martin'in evrimine tanık olun ghjklş. Aynısını Alex Turner'da da görebilirsiniz. Neyse konumuz o değil.

Clocks



Every Teardrop Is a Waterfall


Klibini çok sevdiğim, Coldplay'in en anlamlı şarkılarından ''Trouble'' Cansel Elçin de bir programda çok güzel yorumlamıştı.


Bir noktadan sonra şarkı sözleri anlamsızlaşmaya başlıyor. Popüler kültüre meze oluyor. Ama grupların tarzlarının değişimini olumsuz karşılamıyorum ''Hymn For The Weekend''


Yeni şarkıların içinde en sevdiğim A Sky Full of Stars

Cause you are a sky full of stars
I'm gonna give you my heart


Ayrıca spotify'da This Is Coldplay playlistine göz atabilirsiniz.


Son olarak söylemek istediğim bir şey var. Benim konser fobim var ama Coldplay konserine gitmek gibi bir hayalim var. Söyleyeceklerim bu kadar :-) 

Sizin sevdiğiniz Coldplay şarkıları hangileri ? Benimle paylaşın.

24 Mart 2017 Cuma

Paper Girls | Çizgi Roman



Paper Girls Brian K. Vaughan tarafından yazılan bir çizgi roman serisi. Vaughan'ı Saga serisinden tanırsınız. Ve daha bir çok popüler çizgi romanın yaratıcısı. Paper Girls biraz eski yıllarda geçiyor, gazete dağıtılan yıllarda. Kahramamızın adı Erin, kendisi gazete dağıtıcısı. Bir sabah maceraya atılacağı üç kızla tanışıyor. Bir noktadan sonra olaylar bilim kurguya kayıyor. Kızlar bazen geçmişe gidip Amazon Kadınları'nı görüyor, bazense geleceğe gidiyorlar. Erin kötü klonuyla ve 20'li yaşlarının sonundaki haliyle tanışıyor.

Merak edenler için muhteşem dörtlü

Şirin bir çizgi roman olduğunu düşünüyorum. Uzun süredir bu kadar sevdiğim bir çizgi roman olmamıştı. Ergenliğin o acemiliğini ve samimiyetini tümüyle barındırıyor. Çizimlere de bayıldım, her bir sayının farklı bir renk teması var. Seri 2015'te başlamış. Şu an devam ediyor. Paper Girls #13 5 Nisan'da çıkacak. Ben de artık güncel okuyacağım :-)

Günümüze geldikleri bir kısımda şöyle bir şey vardı :-)



Meraklısına Not: Ben internetten online olarak okuyorum. Henüz Türkçe'ye çevrilmemiş. Fakat İngilizce satışı var.

7 Mart 2017 Salı

2017 Okuma Listem

2017'de okumak istediğim kitaplara dair bir liste hazırladım. Listelere sadık kalamıyorum, ama denemek istedim. Burada paylaşmamın nedeni de kendimde bir sorumluluk duygusu oluşturmak :-) Kitapları okudukça yorumlarını da bu yazıya ekleyeceğim. 


Modern Klasikler:
1) Sineklerin Tanrısı
2) Otomatik Portakal 
3) Casus
4) Mozart ve Deyyuslar
5) Ermiş
6) Genç Bir Doktorun Günlüğü
7) Deniz Feneri
8) Korku
9) Olağanüstü Bir Gece
10)Vişne Bahçesi
11) Amok Koşucusu

Klasikler:
1)Katip Bartleby
2)Bir Yaz Gecesi Rüyası
3)Kırmızı ve Siyah
4)Robinson Crusoe
5)Venedik Taciri
6)Öteki Ben
7)İki Şehrin Hikayesi
8)Macbeth
9)Gurur ve Önyargı

Diğer:
1)Yerdeniz #2
2)Kapı Birden Vuruldu + çıkarıldı yerine Meczup eklendi.
3)Triffidlerin Günü
4)Sisifos Söyleni
5)Yaşamın Ucuna Yolculuk
6)Kitaplarına Girmeyen Şiirler
7)Ay Işığı
8)Kabil
9)Kusursuzlar
10)Biyoloji - Campbell
11)Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana
12)Bağlantı Kurmak
13)Darwin ve Beagle Serüveni
14)Tarihi Değiştiren Bilginler
15)Göl İnsanları

Listem bu şekilde. Sizin bu yıl özellikle okumak istediğiniz kitaplar var mı ?

3 Mart 2017 Cuma

Şubat (2017)'ın Ardından

Herkese merhaba. Bu ay okuduğum kitaplardan bahsedeceğim. Hazırsanız başlıyorum.

Öncelikle yıllık okuma hedefimi bitirdim. Bu yılki hedefim çok mantıklı değildi, karamsarlığıma denk gelmişti. Sayı çok da önemli değil aslında. O yüzden yeni bir hedef koymayacağım. Beni mutlu eden, okumak istediğim kitaplarla okumalarıma devam edeceğim.

Şubat ayında okuduğum ilk kitap
A Queer Night In Paris and Other Stories
Maupassant'ın henüz bayıldığım bir hikayesi olmadı ne yazık ki. Sevmeye çalıştım ama olmuyor. Daha başka hikayelerini okuyacağım. Ay Işığı sırada.

Adulthood Is A Myth
Hakkında tam şurada bir yazı yazmıştım. Eğlenceli bir kitap.

Bu ay Sherlock mangalarına başladım. The Blind Banker ve A Study In Pink olmak üzere. Tam olarak şunları okudum:

*Sherlock: The Blind Banker #1

*Sherlock: A Study in Pink #1
*Sherlock: A Study in Pink #2
*Sherlock: A Study in Pink #3

Aslında Blind Banker'ı daha çok sevdim. A Study In Pink ilerledikçe sıkmaya başladı. Merak edenler için belirteyim. Mangalar dizi ile birebir ilerliyor. Hikaye tamamen dizinin hikayesiyle aynı.

Bu ay çizgi roman da okudum. Robbie Morrison'ın Tenth Doctor serisine devam ediyorum. Bu ay okuduklarım:
*Doctor Who: The Tenth Doctor #6 

*Doctor Who: The Tenth Doctor #7

Bu ikisi, meleklerle ilgili olan hikayeyi anlatıyor. Açıkçası melekleri dizide de sevmiyordum. Okurken sıkıldım.

Diğer bir çizgi roman

Suç ve Ceza - NTV Çizgi Klasik

Suç ve Ceza en sevdiğim kitaplardan biri. Ama çizgi romanda içinden bir şeyler kaybolmuş. İçi boşalmış. Hem hikaye biraz değiştirilmiş, hem de günümüze uyarlandığı söyleniyor. Günümüze uyarlamak Raskolnikov'un arkasına Sex Pistols posteri eklemek midir? Öyleyse evet, uyarlanmış. Sonuç olarak beğenmediğim bir çizgi roman oldu. Ntv çizgi klasik serisine karşı da bir ön yargı oluştu bende.

Bu ay blogta hakkında hiç yazmadığım diğer bir kitap

Gizli Bahçe
Oldukça popüler bir Kore dizisi. Benim en sevdiğim Kore dizilerinden. Ama kitap felaket kötü, üzgünüm. Bu kitabın yazılma amacı tamamen parasal olsa gerek. Kitapta hiçbir duygu yok. Şöyle oldu, böyle bitti. Gil Ra Im şunu dedi, işte o bunu yaptı. Kitap bitti. Yazım dili gerçekten çok kötüydü. İkincisini almayı düşünmüyorum, bir yerlerde bulursam belki okurum. 

Küçük Kara Balık-Bir Şeftali Bin Şeftali
Ben bu kitabı a101'den almıştım. Reklam yapmıyorum, sadece ara sıra a101'de uygun fiyatlı kitaplar oluyor. Belirtmek istedim. İkisi de çocukken sevdiğim kitaplardı. Şöyle bir karar aldım. Çocukken çok sevdiğim kitapları tekrar okumayacağım. Buna Jules Verne'in ve Gülten Dayıoğlu'nun kitapları da dahil. Bir şekilde içinde bir bit yeniği buluyorum.

Kurucunun Kızı
Şurada uzun uzun anlattım.

     Devrimin Kızı

Bunun yorumunu bloga eklemedim. Hiç beğenmediğim bir kitap. Seri benim için rezalete dönüştü. Beğenmediğim kısımlar da hep spoiler. Ama şöyle söyleyeyim bir insan kardeşine bunu yapabilir mi? Gerçekten ilginç. Kusursuzlar bitince bir süre distopya okumayacağım. En azından genç yetişkin türünde olanları.

    Fangirl
  Yorumu şurada

    Hayatın Kökleri

 Yorumu şurada

    Marie Curie: Radyoaktivitenin Keşfi
    Yorumu şurada

    İsyan
Yorumu şurada

    Paris'te Bir Akşam

    Yorumu şurada

    Gregor Mendel: Genetiğin Temelleri
Tübitak'ın biyografi kitaplarından biri. Sırada yakında okuyacağım Alexander Graham Bell var. Ben bunları toplu olarak internetten bulmuştum. Ama fırsat bulunca satın alacağım, elimde bulunsun istediğim kitaplar. Mendel'i herkes duymuştur. Benim en sevdiğim bilim insanlarından. Ona ayrı bir sempati ve saygı duyuyorum. Çünkü keşfettiği şeyler yeni bir çığır açtı. Mendel'in hayatı boyunca en büyük sorunu para olmuş. Evet, o kağıt parçaları olmadığı için istediği okullara gidememiş, kimi zaman okula gidememiş. Bilim dünyası açısından bulduğu şeyler yok sayılmış, kabul görmemiş. Bir şeyleri başarmanın tadını hayatı boyunca alamamış. Dediğim gibi Mendel'i bir ayrı seviyorum. Bu kitabın detaylı bir yorumunu da bloga ekleyeceğim. Çok beğendiğim bir kitap oldu.

Şubat verimli bir aydı benim için. Bu verim Mart'ta olmayacak çünkü Nisan'da yds var. Hala yeterli notu alabilmiş değilim. Eğer İngilizce okuyan veya İngilizcesi iyi olan, tavsiye vermek isteyen birileri varsa kapım her zaman açıktır :-D 

1 Mart 2017 Çarşamba

Paris'te Bir Akşam | Kitap Yorumu

Alain Bonnard Paris'te küçük ve eski bir sinema sahibidir. Aynı zamanda eskiyi seven, nostaljik biridir. Sinemasında popüler filmleri değil de eski filmleri oynatan, patlamış mısır ve kola bulundurmayan biri. 

Alain sinemasında insanların hayal dünyasına hitap eden ve onlara bir şeyler katan filmleri oynatmayı tercih etmektedir. Her çarşamba, sinemasına gelip 17. sıraya oturan Kırmızı Mantolu Kadın'a aşık olduğunu fark eder. Bir gün bu kadını yemeğe davet eder. Bu sırada inanılmaz bir olay daha olur. Ünlü yönetmen Allan Wood (Woody mi Allen, bence evet :-D) Allain'ın sinemasını bir film çekimi için kullanmak ister. Ünlü oyuncu Solene ile tanışan Alain bir anda kırmızı mantolu sevdiceğinin ortadan kaybolduğunu fark eder. Onu bulamamaktadır çünkü ne telefonunu istemiştir ne de soyadını bilmektedir. Kırmızı mantolu kadın söz verdiği gibi de yapmaz, Alain'i görmeye gelmez. Acaba bu durumun Solene ve Allan Wood ile bir ilgisi var mıdır ?
Bu kitabı tesadüfen buldum. Öylesine okumaya başladım. En çok sevdiğim kitap okuma tarzı da bu. Bir anda karar verilen, plansız okumalar. Hatta kitabın konusunu bile bilmeden yapılan okumalar.

Alain baş kahramanımız. Kendisi çekingen, nostaljik, romantik, melankolik bir insan. Ben Alain'in tüm bu özelliklerini çok sevdim. Kitapta bir çok film önerisi var. Alain'in sinemasında oynattığı filmler, bizzat sevdiği filmler...Eskiyi sevenlere hitap edecek bir kitap. Tabii ki bu kitabı Paris'in büyüsüne kapılmadan okumak imkansız. 

Kitaptaki her karakter bir ünlüyü temsil ediyor. Alain Alain Delon'u, Allan Wood Woody Allen'ı gibi. Kitap bir Woody Allen filmi gibi. O atmosferi size hissettiriyor. 

Alain'in Kırmızı mantolu kadını arayışı, çaresizliği, tüm o çabaları... Sevgiye değer veren ve  sevgi için çabalayan bir roman karakteri görmek hoşuma gitti. Kitabın beğenmediğim yönü ikisinin birbirine çok çabuk aşık olması. Birbirini yeterince tanımadan bir sevginin gelişebileceğini düşünmüyorum. 

Bu kitap modern bir eski kafalılığın ürünü. Ciddi anlamda bir aşk romanı değil, olsa zaten okuyamazdım. Yani kitapta vıcık vıcık bir aşk yok. Eskiyi sevenler, Woody Allen filmleri sevenler, filmleri sevenler Paris'te Bir Akşam'ı sevecektir.

Puanım:
Alıntılar:

Size biraz çekingen bir tip olduğumdan bahsetmiş miydim ? Hemen şunu da söylemeliyim, çekingen olmam sıkıcı biri olduğum anlamına gelmiyor. Tam tersine; iç dünyam çok zengindir ve hayal dünyam çok renklidir.

Bazen mutlu oluyorum ama bu çok sık olmuyor. Yaşlandıkça mutluluğun bir dizi ayrı ve güzel andan ibaret olduğunu anlamaya başladığın zamanlar geliyor. Sonradan hatırladığın güzel zamanlar...

Gözleri aniden parladı ve dudaklarında düşünceli bir gülümseme belirdi. Sanırım ona tam da o anda aşık olmuştum.

Evet, maceraperest değilsin ama hiç önemi yok. En çok sevdiğim yanın da bu zaten; hassaslığın ve çekingenliğin. Bu dünya yalnızca aceleci ve korkusuzlara, gürültücü ve tuttuğunu koparanlara ait değil. Sessiz, çekingen, hayalci ve alışılmadık insanlara da yer var. Onlar olmasaydı bize hayal gücümüzün çalışacağı bir alan sağlayan farklılıklar, açık mavi sulu boya tonları, söylenmemiş sözler olmazdı.

Her şey eşzamanlı olur, iyi şeyler ve kötü şeyler. Birbirleriyle ilgili olmaları gerekmez. Dünya böyle.

Yağan yağmurla birlikte sanki bütün şehrin hüznü üzerime yağıyordu ama yağmur sadece yağmurdu, hayatıma yön verecek bir şey değildi. Havayı umursamıyordum. Mutsuzken mavi bir gökyüzü kimin umurunda olurdu ki ?