25 Şubat 2017 Cumartesi

#Mim Uyarlamaca

Herkese merhaba. Belle'nin Kütüphanesi beni mimlemiş. Teşekkür ediyorum. Onun yazısına buradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca mimi başlatan Yorum Atölyesi'nin yazısına da buradan ulaşabilirsiniz.


1)Uyarlama dizi/film seyretmeyi sever misiniz? Ne sıklıkta uyarlama dizi film seyredersiniz?

Hadi oturup bir uyarlama film izleyeyim diye bir durum söz konusu değil. Film sektörünün bu aralar uyarlama yaparak kolaya kaçtığını düşünüyorum. Yeni bir şey üretmekten kaçınıyorlar. Mesela süper kahraman filmlerinin sürekli yeni versiyonu çıkıyor. İzlemiyorum diyemem Demir Adam ve Wonder Woman'ı seviyorum. Ama abartıya kaçtığını, yaratıcılıktan uzak olduğunu düşünüyorum. 

Ne sıklıkta izlerim? Özellikle takip ettiğim bir kitaptan uyarlanıyorsa izlerim. Onun dışında çok tercih etmem. Çok sevdiğim kitapların uyarlanmasına da olumlu bakmıyorum. Bknz: Kürk Mantolu Madonna. Bazı uyarlamalar da konuyu tamamen yeniden yazıyor, olayları değiştiriyor. Buna da karşıyım. Çünkü adı üstünde uyarlama. Olayları tamamen farklı boyuta taşıyan uyarlamalar var.

2)Şu zamana kadar en sevdiğiniz veya başarılı bulduğunuz uyarlama film hangisiydi? Cevabı neye göre verdiniz?

Alice Harikalar Diyarında filmlerini başarılı buluyorum. Tamamen kitaba sadık değil ama seviyorum. Harry Potter filmleri de başarılı. Tabii ki kitap kadar değil. Ama en azından kitaba belirli bir çerçevede sadık kalındığını düşünüyorum.

3)Şu zamana kadar en sevmediğiniz veya başarısız bulduğunuz, uyarlamayı yapanlara "neden yaptınız bunu neden?" diye sorduracak uyarlama film hangisiydi? Neden böyle düşünüyorsunuz?

Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları. Filmi izlerken gerçekten bunu neden yaptın Tim Burton diye kendi içimde sorguladım. Hatta bir ara kitapta böyle değildi nidalarıyla kendimi paraladım. Neden mi böyle düşünüyorum. Yepyeni bir konu yazmışlar, hikayeyi tamamen bambaşka bir boyuta sokmuşlardı.

4)Şu zamana kadar en sevdiğiniz veya başarılı bulduğunuz dizi uyarlaması hangisiydi? Neden?

Mesela The 100'ün dizisi kitaptan daha güzeldi. Yine Magicians ve Shannara Chronicles'ı izliyorum, onlar da iyi. Bu ikisinin kitaplarını okumadığım için bilemiyorum.

5)Şu zamana kadar en sevmediğiniz veya başarısız bulduğunuz uyarlama diziyi nedenleri ile birlikte söyler misiniz? 

Shadowhunters. Sorun uyarlama oluşu değil de genel olarak diziyi çok yapmacık buldum.

6)Diziye veya filme uyarlansa çok güzel olurdu, kesin izlerdim, uyarlanmasını isterdim dediğiniz bir kitap var mı?

Paris'te Bir Akşam isimli kitap. Tam Woody Allen filmi olmalık. İçinde geçen filmler ve başkahramanın eski bir sinema işletmesi gibi detaylar sinemaya uygun. Muhtemelen Woody Allen'ın Midnight In Paris filminden azıcık esinlenilmiş bir kitap :-)
Bu arada kitaba uyarlanmasını istediğim bir film var. Interstellar :-)

Mimi isteyen herkes cevaplayabilir.
Yorumlarda belirtirseniz yazılarınızı okumak isterim :-)


22 Şubat 2017 Çarşamba

Kurucunun Kızı - Amy Engel | Kitap Yorumu

Nükleer savaş sonrası ABD yok edilmiş, geriye sadece küçük bir grup kalmıştır. Bu grup, kalan topluluğu kimin yöneteceğine kendi aralarında savaşarak karar vermiştir. Sonuçta Westfall'lar kaybetmiştir. Aradan geçen zaman sonrasında kontrolü ve ırkın devamını sağlamak için 16 yaşına geldiklerinde kaybeden tarafın kızları kazananların erkekleriyle evlendirilmektedir. Ivy Westfall 16 yaşına geldiğinde babası tarafından başkanın oğlu Bishop'u öldürmekle görevlendirilmiştir. Tüm hayatı da bu görev üzerine kuruludur. Ivy bunu başarabilecek midir ?


Kurucunun Kızı bir genç yetişkin distopyası. Konu güzel. Üstünde yoğunlaşılsaydı iyi bir distopya olurdu. Fakat Amy Engel distopya kısmına değil de aşk kısmına ağırlık vermiş. Devlet tarafından suç işleyenler çit denilen bir yerin ötesine atılıyor. Çünkü nükleer savaş sonrasında sadece bulundukları yerde yaşam olduğunu düşünüyorlar. Dışarı atılanlara ne olduğu konusunda(Açlıktan ölmemeyi becerseler bile başlarına ne geleceği hakkında) kimsenin bir fikri yok. 18'e varmadan zorla evlendirilen gençler de kitabın distopya tarafında. Ve erkek çocukların kızlara uyguladığı şiddet. Çocuk diyorum çünkü 16 yaşındalar. **Spoiler başlangıcı** Tahmin edeceğiniz üzere Bishop ve Ivy arasında duygusal etkileşimler oluyor. **Spoiler Sonu** Zorla evlendirilen kişiler arasında duygusal etkileşim olması başkaldırıya ters düşmüyor mu. Çünkü bu evlilikler sorunlu, zoraki. Bu ilişkilerin içinden bir duygusal etkileşim çıkması ve abartılarak anlatılması bunları olumlamak değil midir ?

Kitapta başka distopik öge yok. Yazarın yaratmak istediği dünyayı bize daha detaylı anlatmasını isterdim. Çünkü olaylar genelde evde, işte, pazarda geçti. Belki bu durum ikinci kitapta çözülecektir, göreceğiz.

Kurucunun Kızı'nda büyük bir demokrasi özlemi var. Başkan her istediğini yapıyor. Ivy'nin babası da bu duruma son vermek için kızını Bishop'u öldürmekle görevlendiriyor. Fakat ileride kendisi direkt başa geçmek istiyor, yani yine insanlara seçme hakkı tanımayacak.

Kurucunun Kızı genel olarak beğendiğim bir kitap oldu. Fakat ciddi anlamda bir distopya değil. Çok heyecanlı bir kitap da değildi. Olaylar tahmin ettiğim şekilde gelişti. Kafa dağıtmak için okunabilecek akıcı bir kitap okumak isteyenlere tavsiye ederim.

     Puanım:


Alıntılar:
''Çabalıyorum. Sadece... her zaman ne yapmam gerektiğini bilmiyorum.'' Hayatımın hikayesiydi bu.

Kimse bana kaba davranmıyordu ama attığım her adımda buraya ait olmadığımı hissediyordum.

''Hayat birbiri ardına iğrenç şakalardan ibaretti, bunu keşfetmiştim.Çünkü istediğim şeyi en sonunda elde etmenin canımı bu denli acıtması hiç de adil görünmemişti.''

Pes ettim, kaybettiğim her şey için ağlamama izin verdim, başıma geleceklerin korkusu için. Eskiden olduğum evlat, hiç olmak istemediğim eş, olmadığım katil, rolünü yaptığım hain için yas tuttum.

Ben de seni seviyorum, dedi. Ama beni kurtaracak kadar değil, dedim.

''Eğer insanlar gerçekten isterse , değiştirilemeyecek bir şeyin olduğunu düşünmüyorum,'' dedim.

Zor seçimler yapabilecek kadar güçlü ve cesur biri olmak istiyordum. Ancak doğru olanı yapabilecek kadar da adil ve sevgi dolu olmak istiyordum.


20 Şubat 2017 Pazartesi

Fangirl | Kitap Yorumu

Kahramanımız Cath, bir Simon Snow hayranıdır. Fakat bu hayranlık normal seviyede değildir, o bir Fangirl'dür. İkizi ile birlikte üniversiteye başlayacaklardır, fakat ikizi onunla aynı odada kalmak istememektedir. İnsanlarla ilişkisi sosyal fobi derecesinde olan Cath oda arkadaşına alışabilecek midir?


Rainbow Rowell'ın okuduğum 2.kitabı. Diğeri için tıklayın.
Diğer kitapla benzerlikleri var. İki kitabın da kız karakterleri  dışlanmış, sosyal fobili ya da problemli. Biraz da erkek karakterler problemli olsun ey yazar, nedir bu.

Cath, Simon Snow isminde bir fantastik serinin hayranı. Cath internette hayran kurgusu (fan fiction) yazmaktadır. Çok büyük kitlelere hitap etmektedir. Fakat sosyal hayatta problemleri vardır. Yazar, hayata sosyal fobililerin gözünden bakmamı sağladı. Fakat bir insanın psikolojik destek almadan bu denli değişemeyeceğini düşünüyorum. 

Biraz Levi karakterinden bahsedeyim. Levi Cath'in oda arkadaşının arkadaşı. Social butterfly denen tiplerden. Başlarda karakteri sevmiştim, ilerleyen olaylarla birlikte Levi'den soğudum. Fakat her şeye rağmen, Cath'i biraz olsun kabuğundan çıkarmayı başardı.

Sonuç olarak bu kitap üniversiteye yeni başlayacak gençleri etkileyecektir. Üniversiteye başlamadan önce hayaller kurmak hoşunuza gidebilir. Üniversitede nasıl bir hayat yaşayacağına dair hayal kurma sürecinde olan gençler bu kitabı sevecektir. Aynı zamanda bir kurgunun azılı takipçisi olanlar da :-)

Alıntılar:

''Ama Levi gerçek hayatı bir asosyal olamayacak kadar çok seviyordu. Onun için Snow bir hikayeden fazlası değildi. Ve Levi hikayelerden hoşlanıyordu.''

''Ben geceyi bir kütüphanede kilitli kalarak geçirme hayalleri kuruyorum, Levi ise açıp tek bir kitap bile okuyamıyor.''

''İlaçlar beyni yavaşlatıyor,'' demişti babası elinde içi ilaç dolu turuncu bir şişeyle. ''Beynin üzerindeki bütün kırışıklıkları düzleştiriyor. Bu kırışıklıklar kötü şeylerin yuvası olabilir ama içlerinde iyi şeyleri de barındırıyorlar...''

''Planımız ne?'' diye sordu.Levi sırıttı. ''Benim planım seni yarın da benimle takılmaya ikna etmeye yönelik. Senin planın ne?'' ''Kendimi rezil etmemek.'' Levi sırıttı. ''Hazırız o halde.''

''Ne çok gözyaşı, diye düşündü. Ağlamanın ne kadar da çok türü var.''

''Cath'in yazı yazmasının sebebi buydu. Gerçek dünyanın yerini onların dünyasının aldığı bu saatleri yaşamak.''

       Puanım:


18 Şubat 2017 Cumartesi

Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü | Kitap Yorumu


Otobüsünü asla bekletmeyen bir şoför, intihar edenlerin gittiği yaşadığımızdan pek farklı olmayan bir öbür dünya, insanlara yardım etmekle lanetlenmiş biri. Hepsi farklı hikayelerin kahramanları. Buluştukları nokta tuhaflıkları. Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü bağımsız hikayelerden oluşan bir kitap. Leyla ile Mecnun dizisindeki gibi absürt şeyleri seviyorsanız, bu kitabı da sevebilirsiniz. Ayrıca kara mizahın bangır bangır bağırdığı bir kitap.

Ne kadar absürt derseniz, mesela bir hikayede bir kadının rahmi müzede sergileniyordu. Etgar Keret İsrailli bir yazar. Kültür farkı hemen kendini belli ediyor.  Yazar Tevrat'tan da bolca bahsediyor. 

Yorumlara baktığımda insanlar bu kitabı ya çok sevmiş, ya hiç beğenmemiş. Bense ortalarda kalan okur profili çiziyorum : ) Domuzu Kırmak, Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü, Borular isimli hikayeleri çok sevdim. 

Farklı bir okuma deneyimi yaşamak isteyen, hayat koşusunda biraz dinlenmek isteyenlere tavsiye ederim.

Alıntılar:
''Cennet'in hayatlarını iyilik yapmaya adamışların yeri olduğunu sanırdım, ama öyle değilmiş. Tanrı böyle bir karar vermeyecek kadar merhametli ve müşfik. Cennet dünyada gerçekten mutlu olamayanların yeri.''

''Oysa hastalık derecesinde kötü yürekli olsam beni hemen psikiyatra götürür, önünü kesmeye çalışırlardı. Ama iyiysen? Bir sevinç çığlığı ya da iltifat karşılığında ihtiyaçlarını gidermek, içinde yaşadığımız toplumun işine gelen bir şey bu.''

Puanım:

16 Şubat 2017 Perşembe

Açlık Oyunları Serisi #3 : Alaycı Kuş | Kitap Yorumu

Açlık Oyunları Serisi'nin 3. kitabı ''Alaycı Kuş'' ile karşınızdayım. 
Konusu:
Katniss Everdeen Açlık Oyunları'ndan iki kez sağ çıkmıştır. Fakat hala güvende değildir. Capitol uğradığı bozgunun bedelini ödetmek istemektedir. Fakat artık hiç kimse güvende değildir. Katniss, ailesi, arkadaşları, mıntıkası... Katniss insanları kurtarmak için ne yapacaktır ?


Serinin diğer kitaplarına dair yorumlarım:
1.Kitap: Açlık Oyunları
2.Kitap: Ateşi Yakalamak

Yorumum:
İkinci kitaptan daha iyi, birinci kitaptan ise daha kötüydü. Her şeyin ilkini sevenlerden miyim bilinmez ama ilk kitaptaki heyecanı serinin diğer kitaplarında bulamadım. Bu kitapta olaylar beklenmedik şekilde gelişiyor, resmen ters köşe oluyoruz.

Kitabın ilk kısımları çok durağan. İlerledikçe heyecan artıyor. Katniss ve kardeşi arasındaki ilişki beni çok etkiledi. Ve Peeta'nın durumu. ''Real or not real? ''
*fotoğraf alıntıdır*

Kitap ya çok sevilmiş ya da hayal kırıklığı olarak nitelendirilmiş. Ben sevenlerin tarafındayım. Evet bazı karakterler öldü, çok sevdiğim karakterler öldü. Fakat böyle bir aksiyon olmasaydı da kitabı sevgi pıtırcığı olarak nitelendirirdik. Bu da distopya türünde oluşuna gölge düşürürdü.

Alıntılar:

''Benim iyiliğim için bana yalan söyleyen insanlardan bıkıp usanmıştım. Çünkü genelde daha çok kendi iyilikleri için yalan söylüyorlardı.''

"Seni çok sevmiş olmalıyım."
"Seviyordun." Sesim titremişti. Öksürüyormuşum gibi yaptım.
"Ya sen beni seviyor muydun?" diye sordu.
Gözlerimi seramik zemine diktim. "Herkes sevdiğimi söylüyor. Snow'un sana bu yüzden işkence ettirdiğini. Direncimi kırmak için."
"Bu bir yanıt değil." dedi.

''Peeta'ya son kez veda etmeyi düşündüm ama bunun ikimize de kötü geleceğine karar verdim. Ama inciyi üniformamın cebine atmayı ihmal etmemiştim. Ekmekçi çocuktan küçük bir uğur.''

''O öldü, seni aptal kedi. O öldü.''

Puanım:


Marie Curie : Radyoaktivitenin Keşfi | Kitap Yorumu

''Gördüğüm ve öğrendiğim her yeni şey beni çok mutlu ediyordu. Sanki yepyeni bir dünyaya, bilim dünyasına, adım atmıştım ve bu dünyayı artık özgürce keşfedebilme olanağına sahiptim.''
diyor Marie Sklodowska laboratuar ortamına yeni girdiği yıllarda.  
Popüler bilim ve biyografi türlerine dahil edilebilecek bir kitap Marie Curie Radyoaktivitenin Keşfi. Kitapta başta Marie Curie'nin hayatı olmak üzere, eşiyle nasıl tanıştığı, birlikte radyumu nasıl buldukları anlatılıyor. 

Marie daha çok küçükken Ruslar Polonya halkını asimile etmeye çalışmaktadır. Kadınlar üniversite eğitimi alamamaktadır. Ablası ve Marie ise okumaya kararlıdır. Bir anlaşmaya varırlar, önce Marie çalışarak yurtdışına okumaya giden ablasına para gönderecektir. Ablası meslek sahibi olunca Marie'yi okutacaktır. Marie bu amaçla yıllarca mürebbiyelik yapar, zengin çocuklarına özel dersler verir. Daha sonra eğitim sırası ona gelir. Eğitim almak için Fransa'ya gider. Genç ve zeki Marie artık hiç bir zaman kabul edilmediği ikinci memleketini bulmuştur.

Marie ve eşi o kadar zor şartlarda çalışmışlar ki, okurken şaşırdım. Bütün o kimyasal işlemleri, radyoaktif maddeleri derme çatma yerlerde keşfetmişler. Aynı zamanda Marie doktora derecesi alan ilk kadınlardan. Konferanslarda konuşma hakkı bile yok. 
İşin kötü tarafı Fransa da savaşa sürükleniyor. Savaş, yoksulluk, yok sayılma üçlüsü çevresinde gezen bir hayat...

Marie savaşta insanları tedavi etmek için kendi buluşlarını kullanmış. Aslında yaptığı bilimsel keşiflerin uygulamalarına da çalışmış. Bunun için insan anatomisi öğrenmiş. Normalde kendisi fizik ve kimya alanlarında çalışmış.
Marie aslında radyoaktivitenin yararları yanında zararlarının da farkında. Ne var ki laboratuarında bir türlü önlem alınmıyor. Bu durum tuhafıma gitti. Kitapta laboratuarında 2 kişinin öldüğü belirtiliyor. Bu ölümlere karşı bizden kaynaklı değil, gibi bir rapor yazılmış.  

Eğer siz de Marie Curie hakkında bilgiler edinmek istiyorsanız ve bu bilim insanının ne zorluklarla iki tane Nobel ödülü aldığını merak ediyorsanız bu kitabı okumalısınız.

Puanım:
Alıntılar:
''Gördüğüm ve öğrendiğim her yeni şey beni çok mutlu ediyordu. Sanki yepyeni bir dünyaya, bilim dünyasına, adım atmıştım ve bu dünyayı artık özgürce keşfedebilme olanağına sahiptim.''

Deney tüpleri ve kapsüller, karanlıkta kendiliğinden parlıyor ve Marie'nin "zayıf peri ışıkları" olarak tanımladığı ışıkları yayıyorlardı.

"Kimyayı bir kitaptan, okuyarak öğreniyorum. Bilgilerimin ne kadar sınırlı kaldığını tahmin edebilirsin ama başka ne yapabilirim ki, deneyler ya da uygulamalı çalışmalar yapabileceğim bir yerim yok.''




14 Şubat 2017 Salı

Hayatın Kökleri | Kitap Yorumu

Öncelikle herkese merhaba. Bugün popüler bilim kitabı olan Hayatın Kökleri'nden bahsedeceğim. Kitabın yazarı Mahlon Hoagland. Kendisi biyokimyacı, tRNA'yı keşfeden bilim insanı. 
Bu kitap biyolojiyle tanışmak isteyenlere yönelik yazılmış. Genel biyoloji bilgisi veriyor. Yazar herkesin anlayabilmesini amaçladığı için kitabın içinde çok az biyolojik terim var. Ben herkesin anlayabileceğini düşünüyorum. Öncelikle dünyanın nasıl oluştuğundan başlayarak, ilk hücrenin nasıl ortaya çıktığını anlatıyor. Daha sonra klonlama, Homo sapiens bugünkü konumuna nasıl geldi gibi popüler konulara değiniyor. Bu sırada verdiği örnekler genel biyoloji bilgisi niteliğinde. Bu yüzden bu kitap için genel biyoloji bilgisi veriyor dedim. 

Karmaşık konuları basit bir şekilde anlatmak büyük yetenek ister. O yüzden başarılı bir kitap olduğunu düşünüyorum. Fakat isminin karşılığını ben kitabın içeriğinde tam olarak bulamadım. Hem genel biyoloji bilgisi, hem de hayatın başlangıcıyla ilgili bilgiler veren bir kitap. Verilen örnekler de herkesin anlayabileceği türden.

Puanım :
Bu arada popüler bilim türünde kitap önerisi yapsam ya da okuduklarımı derlesem ilginizi çeker mi? 
Siz popüler bilim kitapları okuyor musunuz, benimle paylaşın.

13 Şubat 2017 Pazartesi

Adulthood Is A Myth | Kitap Yorumu

Adulthood Is A Myth Sarah Andersen'in çizimlerinden oluşan bir kitap.

İçindeki çocuğu büyütemeyenlere hitap ediyor. Çok severek okuduğum bir kitap. Azıcık İngilizceniz varsa yeterli olacaktır : )

Kitabın içinden beğendiğim çizimler:

İsimleri hatırlamak

İçe dönükler için kabuslar
1 benim kabusum. ''Merhaba size yardımcı olabilir miyim'' +Hayır çünkü ben alacağım şeye karar verip geldim. 

Uterus buluşması

~~~~~~
Müzik dinlerken kafasında müzik videosu çekenler onlayn mı

15 dk kitap okumaya karar verip saatin 04.00 olduğunu görenler

Eğlenceli bir şeyler okumak isteyenlere tavsiye ederim. 

Puanım 
Hoşça kalın ^_^






10 Şubat 2017 Cuma

İsyan - Lisa M.Stasse | Kitap Yorumu

İsyan bir genç yetişkin distopyası. 
Goodreads, 1000kitap gibi sitelerde yaptığım araştırmalarda Türk okurlar arasında pek bilinmediği dikkatimi çekti. Öncelikle ilk kitap olan Sürgün'ün konusundan çok kısa bahsedeyim ki aradaki bağlantı netleşsin. BKİ (birleşmiş kuzey ittifakı) tarafından öğrencilere sürekli ilaç verilmektedir. Bu ilaçlar sayesinde suça eğilimli, sapkın öğrenciler tesbit edilmektedir. Başkahramanımız Alenna'nın suça eğilimli çıkmasıyla olaylar gelişir. Alenna bir adaya bırakılır. Orada yalnız olmayacak hem kendini öldürmek üzere bekleyen çocuklarla mücadele edecek, hem de gökyüzünde belirip çocukları yakalayan makinelerden kaçmak zorunda kalacaktır.
Gelelim İsyan isimli 2.kitaba. Bu kitapta olaylar tamamen BKİ'yi yenmeyi kafaya koymuş bilim insanları üzerinden gelişiyor. *SPOILER BAŞLANGICI* 1.kitabın sonunda bilim insanları tarafından kurtarılan Alenna ve Liam bu sefer adaya geri dönmek zorunda kalacak, dondurulmuş arkadaşlarını kurtarmak için çabalayacaklardır.* SPOILER SONU*

Kitap biraz Açlık Oyunları'na benziyor. Ama burada şöyle bir nokta var. Açlık Oyunları'nda çocuklar hayatta kalmak için birbirlerini öldürmek zorundaydı. Buradaysa Yandaşlar denen bir grup çocuk içtikleri ilaçlar nedeniyle saldırgan davranışlar gösteriyor. Yani onlar böyle davranmasa Kasabalılar ve Yandaşlar savaşmak zorunda kalmayacak. Gerçi böyle olmasa bile makinelerle savaşmak zorundalar.

Baş kahramanlar:
Alenna
Güçlü olmaya çalışan bir kız. Yıllarca annesiz babasız yetiştirme yurdunda yaşamış. Sevgiye aç biri. Genç kızlara idol olacak bir kişiliği yok bence. Adaya gider gitmez Liam'a aşık oldu. Biraz vıcık bir kızımız. Ne zaman savaşacak olsa '' Liam'a sarıldım, Liam'ın elini tuttum. Liam'ın kasları gerildi, Liam'ın kasları şöyle müthiş.'' diyen bir karakter.

Liam
Bu da savaşçı bir kişilik. Bunun aşkının da çok bir olayı yok. Biraz sıradan geldi bana. Kendisi de genç yetişkin romanlarında kepçeyle bulunan tipik kaslı genç. 

David
İşte bu şahıs kitabın kilit karakteri. İsyan kitabında yazar tarafından iyice iki yüzlü bir karaktere dönüştürüldü. Benim yine de favori karakterim David. Seriye heyecan katan kişi oydu. Ne birinci kitaptaki kadar masum bir karakter, ne de ikinci kitaptaki kadar kötü bir karakter. SPOILER BAŞLANGICI* Sanki David Gezginler grubunu yönetiyormuş gibi bir izlenim oluştu bende. SPOILER SONU* 
Umarım David'le ilgili olaylar bu kitaptaki gibi, böylece sonlanmamıştır. Devam kitabında yazar bunlara açıklık getirmezse seride büyük bir eksiklik kalır. Böyle bir karakter yaptıklarını amaçsızca yapmışsa çok saçma olur. 

Çok fazla spoiler vermeden anlatmaya çalıştım.

Puanım:
Genç yetişkin distopyası sevenlere tavsiye ederim. 
-Fotoğrafların tümü alıntıdır-

7 Şubat 2017 Salı

Ocak(2017)'ın Ardından

Herkese merhabalar. En son aralık ayında bir şeyler çizittirmişim. O aralar tüm bloglarda 2017 hedefleri, hayalleri tarzında postlar uçuşuyordu. Ocak ayında da yeni yıldan beklentiler yazıları yazıldı çizildi. Bunlar ileride kendimi yargılamama neden olduğundan tercih etmediğim yazı türleri. Tabii ki yazanlara, böyle etkinliklere katılanlara bir lafım yok :-)
Bu yazıda takipçilerin bildiği üzere her ayın sonunda yazmaya çalıştığım ay incelemesi ile karşınızdayım. Youtube'da yeni bir çalma listesi oluşturdum. İsterseniz yazıyı okurken dinleyebilirsiniz --tık 

Kitaplar:
Öncelikle bu yılki okuma hedefimi 30 kitap olarak belirledim. Tabii ki belirlerken daha fazla okuyacağıma emindim, kendimi biliyorum. O andaki karamsarlığım ve bu yılki hedefi tamamlama isteğim etken oldu. Çünkü geçen yılki hedefi tamamlayamadım. Neyse sonuç olarak 30 kitap belirlemiştim -çizgi roman ve mangaları da sayıya dahil ediyorum- şu an 15'teyim.

Ocak ayının ilk kitabı
The Inn- Maupassant
Türkçe'ye çevrilmiş mi, bilmiyorum. Maupassant'ın okuduğum ilk hikayesi, beğendim.
3/5

Venedikte Ölüm
Mezun olduğumdan beri e-kitap olayına sardım. Benim için nedeni en başta ekonomik olsa da(çünkü normal şekilde okumuyorum, fil gibi okuyorum :D ) daha sonra çevreye verdiğimiz zarar beni düşündürmeye başladı. Bu nedenle artık çoğunlukla e-kitap okuyorum. Bu ay okuduğum tüm kitaplar e-kitaptı. Bunu da belirtmek istedim.