Transcendence | Detaylı Film Yorumu

by - 3.11.17

Merhaba bu sefer detaylı bir Transcendence film yorumuyla karşınızdayım. Ama ondan önce birkaç şeye değineceğim. Bunlardan biri blog yazılarımın çalınması. Evet çalan şahıs muhtemelen bu yazıyı, bu şekilde kopyalayacaksın :-D Gülüyorum çünkü cidden komik, bari bu kısmı alma. Muhtemelen çoğu kişinin anlayacağı şekilde söyleyeceğim. Hakkımı helal etmiyorum. Yazılarımı çalanlara hakkımı helal etmiyorum. Bu kadar net. Ve eğer bu yazıyı okuyorsanız siz çalanlar, gidin ve blogunuzdan yazılarımı kaldırın. Hem hukuken, hem ahlaken yaptığınız yanlış. İkinci olarak da blogger yerlileri bilim-kurgu filmleriyle ilgili bir liste oluştursam ilginizi çeker mi ? Diyorum ve filmimize geçiyorum.


Transcendence biraz da Interstellar ile aynı yıl çıkmasından dolayı underrated olan bir film. Teknoloji açısından oldukça ''geleceği gören'' bir film. Bir çok kişinin söylediğinin aksine boş bir holivud şişirmesi olduğunu düşünmüyorum. Tam tersine kafa açıcı bir film. Bilim kurgu olarak tanımlanan filmlerin çoğunun süper kahraman filmi olduğu bir zamandayız. Sıradan biri hop diye süper kahramana dönüşür ve suçlularla mücadeleye başlar. Bunun içine birazcık da aşk sosu katarsak hooop bilim kurgu filmi. Yok arkadaş öyle kolay değil o iş. Buradan süper kahraman filmlerinden nefret ettiğim anlamı çıkmasın. Onları da seviyorum, hatta kiminin ayrı yeri var bende. Fakat onların çizgi roman olarak kalmasını düşünen tarafım daha baskın.  

Gelelim oyuncuların performansına. Johnny abiyi görünce insan diyor ki yahu sen makas el değil miydin, burada ne işin var. Ya da şapkacıdan bilim insanı mı olur be? Olmuş, hem de çok iyi olmuş. Johnny depp her rolün altından kalkabilirmiş, illa fantastik, gotik olması gerekmiyormuş. Johnny depp'in eşi olan oyuncu ablamızın (ismi Rebecca) rolünü hiç beğenmedim. Hem rolünü, hem oyunculuğunu. Kadın ağlıyor, hiç bir şey hissedemiyorum. Çok yapay geldi oyunculuğu. Bir diğeri Morgan Freeman, kendisi bağnaz rolünde. Bugüne kadar Tanrı, bilim insanı, yok polis olmuş, her rolü oynayan adama bu rol cidden yakışmamış. Ne bileyim o böyle bilim insanı olsun, profesör olsun, bilime karşı olmasın. Yakışmıyor :-)

Çok kısa Transcendence kelimesinden ve  türkçeye çevrilişinden bahsetmek istiyorum.  Teknolojik tekillik olarak bilinen üstünlük kelimesinden geliyor. Türkçe'ye de Evrim olarak çevrilmiş. Bunun nedeni de biraz sonra filmin konusunda da değineceğim Will'in biyolojik evrime teknolojik bir boyut kazandırması. Bu ad bile birçok kişinin filmden korkmasına ya da önyargıyla yaklaşmasına neden olmuştur diye düşünüyorum. Çünkü günümüzde evrim kelimesine çok farklı bir anlam yükleniyor ve tıpkı Will'in söylediği gibi, insanlar her zaman bilmediği şeylerden korkar. 


Gelelim kuru fasilenin faydalarına. Yani Transcendence'nin konusuna. Transcendence'de Dr Will Caster, evreni merak eden bir bilim insanıdır ve bilince sahip olan bir bilgisayar üretmek için çalışmaktadır. Aslında burada amaç biyolojik evrimin teknolojik bir boyut kazanmasını sağlamaktır. Tabii ki buna karşıt olan ''teknoloji düşmanları'' da vardır. Ve bunlar çete halinde bu alanda çalışan bilim insanlarına zarar verirler. Will de bu saldırılardan birinde yara alır. Saldırganın attığı kurşunla polonyum zehirlenmesine maruz kalan Will'in 1 aylık ömrü kalır. Eşi ve arkadaşı Will'in zihnini kuantum bir bilgisayara yükler. 

Yazının bu noktadan sonrası filmle ilgili spoiler içermektedir. 

Böylece Will öldüğünde sadece bedeni ölür. Bilinci ise yaşamayı sürdürür. Will'in bilgisayardaki bilinci aşırı üstün bir yapay zekadan güç almaktadır. 2 yıl sonra çok farklı ve üstün teknolojiler geliştirmiş olduğunu görürüz.  Bunların arasında Hz. İsa gibi hastalara şifa verme dahi vardır. İnsanların beynine hükmetme, nanit adı verilen botlarla doğayı dahi değiştirme gücüne sahiptir. Will'in bu gücü, teknoloji düşmanlarına ve devlete onun kendi ordusunu kurmakta olduğunu düşündürür. Çünkü Will'in bu gücü sayesinde her şey rejenere olmakta yani kendini yenilemektedir. Bu da demektir ki akarsular kirlenmeyecek ya da kurumayacak,  her şey kendini yenileyecek. Bu konuda hayal gücünüzü zorlayabildiğiniz kadar zorlayın. Bir yeriniz mi yaralandı, hemen orası kendini onaracak. Ya bu ne ütopya diyebilirsiniz. Bakın rejenerasyon konusunu biyoloji dersinden hatırlayın. Kopan parçanın kendini yenilemesi, doku ve hücrelerin kendini yenilemesi. Tam olarak tanımı buydu. Deniz yıldızı bunu yapıyor. Ve biz de karaciğerimizin bir parçası alındığı zaman ölmüyoruz. Neden çünkü karaciğerimiz rejenerasyonla kendini yeniliyor ve hasarlı kısım alındığı zaman hiçbir şey olmuyor. Bu bütün vücudumuzda neden olmasın ? Demek istediğim şey şu, film çok sağlam temellerin üzerine oturuyor. Bilimsel ve teknolojik olarak yanlışları çok az. Bilimkurgu her zaman bilime ön ayak olmuştur. Birileri hayal eder, birileri ise gerçeğe dönüştürür.

Nerede kalmıştık, insanlar Will'in kendi ordusunu kuracağından endişeleniyordu. Bu sırada Will ise bir bedenle dünyaya gelmekle meşguldü. En başından beri filmde vurgulanan şey ise Tanrı. Tabii filmin felsefi bir boyutu da var. Will tanrı rolünü mü oynamak istiyor. Uzun bir süre boyunca ben de böyle sandım. Kendine ordu kurduğunu düşündüm, çünkü böyle bir gücün kontrol edilmesi imkansızdır. Günümüzde zengin insanlar bile ''güç''lerini farklı alanlarda kullanıyor. Mesela evde hizmetli çalıştırmak. Bu bile gücün farklı bir kullanımı. Ki bu adam tanrı kapasitesinde bir güce sahip. Neden kendine bir ordu kurmasın ? Merak edenler için söyleyelim, kurmadı. Amacı dünyayı güzel ve yaşanabilir bir hale getirmekti. Tıpkı eşinin düşlediği gibi. Ekosistemin yenilenebilir hale gelmesi, hastaların şifa bulması gibi amaçları vardı. Ama teknoloji düşmanları Will'den korktular, eşini de ona karşı kullanarak yapay zekaya bir virüs bulaştırdılar ve dünya daha da geriye gitti. Tüm internet sistemi çöktü. Filmin sonunda gördüğümüz üzere Caster'in eski evindeki Faraday kafesi sayesinde ondan bir parça doğa içerisinde saklanmıştır.

Her yerde olan bir tanrının bu şekilde hayal edilmesi hoşuma gitti. Lucy örneğine benzeyen bir film.  Lucy insan bedeninde ''bir anda'' evrimleşti. Bunun akla mantığa sığan bir yanı yok. Ki bu işler iki hapla, uyuşturucuyla olmaz :-D Lucy bilimsel yönden çok çok vasat bir film. Fakat o bu kadar popülerken Transcendence'nin bu denli beğenilmemesinin nedeni bence yeterince anlaşılmaması. 

You May Also Like

4 yorum

  1. Filmi izleyeceğim. Bir de benim bilim kurgu film listesi ilgimi çeker. Merakla bekliyor olacağım. Teşekkürler anlatım için. 😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tamam o zaman, hazırlayacağım :-) Rica ederim

      Sil
  2. Filmi duymamış olmama diyecek söz bulamıyorum :D İzlemek isterim. Yazılarımız çalındığı için çok mutsuzum hala, keşke kaldırtmanın bir yolunu bulabilsek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vakit bulduğunda izle derim :-) Aynen ben de mutsuzum, sağ tık falan bir şeyler yaptım ama.

      Sil

Link içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...