25 Aralık 2016 Pazar

e-YDS Tecrübem

Dün e-yds sınavına katıldım. Açıkçası pek sınava gidesim yoktu, çünkü geçen hafta başka bir sınava girmiştim ve çok yorgundum. Neden gittim çünkü bu sınava kayıt olmak başlı başına zor bir olay. Şöyle anlatayım ösym'nin İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere 3 tane e-sınav merkezi var. Ve hepsinin belli bir kontenjanı (100-200 gibi sayılar) var. Bunun için de sınava kayıt olurken çok hızlı olmak gerekiyor. Birçok kişinin kayıt dahi olamadığını biliyorum.

 Ben nasıl kayıt oldum ondan bahsedeyim.
Öncelikle hızlı bir internet gerek, şu an fiber internet kullanıyorum. Bunun katkısı elbet olmuştur. Telefonun 3g'sine pc'den bağlanarak da hızlı internete erişmiş olursunuz. Ve mutlaka google chrome'u kullanın.

Hızlı interneti hallettik sonra ne yapalım?
Kredi kartına ihtiyacımız var. Kredi kartınızın google chrome'da beni hatırla şeklinde olmasını tavsiye ederim. Bunun için de önceden google chrome'dan alışveriş yapıp kartınızı tanıtmış olmanızda yarar var. Bunların tümü kayıt saatinden önce halledilmesi gereken prosedürler.

Peki kayıt günü ne yapacağız?
Öncelikle boşuna ais ösym'de beklemeyin. Ödeme ösym linkini google chrome'da önceden favorilere ekleyin. Ve saat 14.00'a kadar beklemeyin lütfen. O link 13.53 civarı aktif oluyor. Saat 14.00 olduğunda benim gibiler çoktan ödemeyi yapmış oluyor. Sonra size kontenjan kalmıyor. Ödememizi yaptıktan sonra direkt kayıt olmuş oluyoruz. Yani parayı veren düdüğü çalıyor maalesef.

Parayı ödedim ama başvurum ais ösym'ye düşmedi?
 Benim başvurum 2-3 saat sonra düşmüştü. Parayı ödedikten sonra sorun olacağını sanmıyorum, boşuna endişelenmeyin.

Peki e-yds nasıl uygulanıyor?
Ben Levent e-sınav merkezindeydim. Sapphire avm'nin yan tarafında. Kolaylıkla bulursunuz, ulaşım sorun değil. Saat 13.00'da insanlar kapıda kuyruk oluşturmuşlardı. Normal arama prosedürlerinden sonra içeri girdim. Ösym emanet alıyor. Millet tabii arabasıyla gelmiş(ben gariban) araba anahtarını emanete bırakıyor. Neyse konumuz bu değildi. İçeri girdikten sonra sıra numaranıza gidip oturuyorsunuz (bi zahmet). Zaten oturduğunuz bilgisayarın ekranında adınız,soyadınız ve fotoğrafınız olması gerekiyor. Yoksa görevliyi çağırın. Biraz ortamdan bahsedeyim. Sanki ofiste kendinize ait bir bölmede oturuyormuşsunuz gibi. Size ait bir bölme var. Dönen sandalyeniz, bilgisayarınız, mouse'unuz, montunuzu asmak için askınız ve 200 tl değerindeki ösym peçeteniz var. Ortam bu şekilde. Ben koca koca proflarla, hayattan bezmiş araştırma görevlileriyle karşılaştım. Onlara aldırmayın, maaşlarını düşünün. Sonra, ne diyordum? Sınava gitmeden önce sınav giriş belgenizi çıktı almıştınız zaten, o tamam. Ve ösym'nin sayfasında bulunan e-yds denemesine katılarak işte şıkları nasıl elersiniz, soruları nasıl işaretlersiniz gibi ıvır zıvırları tecrübelemiştiniz. Eğer yapmadıysanız da sorun yok. Yerimize oturmuştuk ya işte oturunca önce tc no'muzu giriyoruz, sonra fotoğraf çekmemiz isteniyor. Zaten bir hakkınız var, doğru dürüst çekin. Fotoğrafı çektikten sonra orada bir yazı var (işte sanırım arayüzü inceleyin gibi bir şey, hatırlamıyorum). Oradan kendiniz deneyerek arayüzü öğrenirsiniz. Sınav tam 14.00'da başlıyor. Ekranda geri sayım bile oluyor, bomba imha ekibi geliyor (tamam sustum). Çok önemli bir nokta da sınavı sonlandırırken tekrar tc no girmeyi unutmayın.

Peki e-yds'yi tavsiye eder miyim?
Acil puan ihtiyacınız varsa evet. Bunun dışında bilgisayar kullanımında pek iyi değilseniz, küçük seslerden dahi rahatsız oluyorsanız(herkes soruları takır tukur tıklayarak işaretliyor, bknz: mouse sesinden dikkatin dağılması) tavsiye etmem. Bunun dışında e-sınavın farklı dezavantajları da var. Mesela ekran gidebiliyor. Ama dert etmemeye çalışın çünkü yedek bilgisayarlar var. Sizi oraya alıp tekrar tc no girdirip fotoğraf çektiriyorlar, kaldığınız sorudan devam edebiliyorsunuz. Bir avantajdan da bahsedeyim saat 19.00'da sınav sonucu çoktan açıklanmıştı. 

Bunları niye anlattım biliyor musunuz, belki birinin ihtiyacı olur diye. Bana kimse anlatmadı. Ülke olarak şöyle bir düşüncemiz var bilgiyi ve tecrübeyi paylaşmayı hiç sevmiyoruz. ''Ya ben o kadar uğraştım kendim denedim, kimse bana anlatmadı. Bana ne o da kendi bulsun nasıl yapılacağını.''
Bana da kimse anlatmadı, kimse deneyimini benimle paylaşmadı. Bu yüzden sizinle paylaşıyorum ki siz de başkalarıyla paylaşın. Böylece tekrar tekrar aynı hataları yapmayalım. Bir söz vardı. Tüm hataları deneyimleyecek kadar ömrüm olmayacak bu yüzden başkalarının hatalarından ders almalıyım(sözü tam hatırlayamadı, olsundu).

24 Aralık 2016 Cumartesi

Saf ve Düşünceli Romancı | Kitap Yorumu

''Hatta kendimizi, tıpkı her şeyin nerede olduğunu bildiğimiz kendi evimizde olduğu gibi güvende ve huzurlu hissetmek için okuruz bu basmakalıp tür romanlarını. Edebi romana, büyük romanlara, hayatı anlamlandıracak bir rehber gibi ihtiyaç duymamızın nedeni, kendimizi dünyada evde hissedememizdir. ''
Saf ve ve Düşünceli Romancı kitabı Orhan Pamuk'un yurtdışında verdiği derslerden derlenmiş. Bu nedenle içinde roman kuramına dair akademik diyebileceğimiz bilgiler var. Pamuk'un okuduğu makalelerden, kitaplardan alıntılar ve bilgiler içeriyor. Kitap sohbet tarzında ilerliyor.
Nasıl kitap yazılır, kitap yazarken nelere dikkat edilir, yazarlar kitap yazarken neler düşünür gibi birçok soruya cevap veren bir kitap. Kitaplarına kendinden bir şeyler katarken baş kahramanı kendisi sanacağımızı düşünerek kurguladığını söylüyor yazar. Saf ve düşünceli olmak üzere iki tip okurdan da bahsediyor.

 Pamuk nasıl yazar olmaya karar vermiş, neleri arkasında bırakmış ve nasıl bir hayata yelken açmış, merak ediyorsanız size bu kitabı tavsiye ederim.  Kitapta birçok kitap adı geçiyor, buradan ayrı bir okunacaklar listesi çıkacağını düşünüyorum.


20 Aralık 2016 Salı

2016'da İzlediğim Filmler


Merhabalar. 2016'nın başlarında (tam olarak 15 ocak) 2016'da izlemek istediğim filmler isminde bir yazı yayımlamıştım. Merak edenler için tam olarak şurada. Bu yazımda da 2016'da izlediğim filmlerden bahsedeceğim. Oradaki listenin haricinde izlediğim filmler oldu ve elbet listede olup izleyemediklerim de var. Hazırsanız başlıyoruz

The Martian

Listemde olmayan filmlerden biriydi. Ödülleri toplamış olması, çok popüler olması, kitaptan uyarlanması izleme nedenlerimden. Film çok yavaş bir şekilde ilerledi benim için. Etkilenmedim. 
Puanım 5/10

The Revenant

Listemdeki filmlerden biriydi. Leonardo DiCaprio'nun oyunculuğu da iyiydi. Film abartıldığı kadar müthiş değil. Ama Inception, Titanic gibi filmlerle Oscar'ı alamayan lanetli abimize Oscar'ı kazandırdı. Daha ne olsun.
Puanım 7/10

Star Wars: The Force Awakens

Listemde olmayanlardan. Zaten 2015'te vizyona girmişti. Ben geç izleyenlerden oldum. Star Wars artık kadın kahramanları tercih ediyor. Bana biraz sadaka gibi gelse de yu ken du it diyelim. Benim favori karakterim Kylo Ren oldu. Şu an düşününce de evet hala favori karakterim :D
Puanım 8/10

Pawn Sacrifice

Usta satranç oyuncusu Bobby Fischer'ın hayat öyküsünü anlatan bir film. Bildiğiniz üzere kendisi Yahudi takıntısına sahip, aynı zamanda aşırı portakal yiyen bir şahsiyet. Psikolojik sorunları, kanun kaçakçılığının yanı sıra satrançta müthiş başarılara imza atmış bir kişi. Ben de satranç oynamayı seven biri olarak kendisine hep sempati beslemişimdir. Film de onun başarı öyküsünü başarılı bir şekilde anlatmış.
Puanım 8/10

The Intern

Anne Hathaway ve Robert De Niro'nun başrollerini paylaştığı komedi filmi. Oldukça eğlenceli bir film. Emekli bir adamın tekrar iş hayatına başlamasını konu alıyor.
Puanım 7/10

Hotel Transylvania 2

İzlemeyenlere hemen şiddetle tavsiye ediyorum. Çok eğlenceli bir animasyon filmdir. Vampir abimiz Kont Drakula'nın vampir kızı, belirsiz torunu ve insan damadıyla olan ilişkileri ve başlarına gelen olayları anlatıyor.
8/10

Hotel Transylvania

Bu da Drakula abimizin bir önceki filmi. Bu filmde kızı damadıyla tanışıyor (spoiler oldu ama :D)
Puanım 7/10

The Matrix

Davetsiz misafirim,listemde olmayanlardan. Alt metni çok dolu bir film. Ama içindeki kavga dövüş olayı bana saçma geliyor. Ben bu tarz vurdulu, kırdılı filmlerde çok gülüyorum. Ciddiye alamıyorum sanırım, gülmekten izleyemiyorum. Böyle de bi insanım :D
7/10

The Matrix Revolutions 
Puanım 7/10

Midnight In Paris

Bu da listemde olmayanlardan. Ben bu filmle ilgili uzun bir yazı yazmayı düşünüyordum bir türlü kısmet olmadı. Çok sevdiğim bir film. Eskiye özenenler için biçilmez kaftan. Kahramanımız zamanda yolculuk yapıyor. Ama bir farkla onun yolculuğu edebi ve sanatsal bir yolculuk :)
Puanım 8/10

Manhattan 

Bu da bir Woody Allen filmi. Ergen bir kızla, orta yaşlı bir adamın ilişkisini anlatıyor. 6 puan filmin çekimine, siyah beyaz oluşuna vs gitti. Konusuna değil yani.
Puanım 6/10

Radio Days

Yine Woody Allen. Bu yıl benim için WA yılı olmuş da haberim yokmuş. Bu film radyonun hayatımızda olduğu eski günleri anlatıyor.
Puanım 6/10

Captain America Civil War
Listemdeydi. Açıkçası umduğum gibi değildi. Bazı dövüş sahnelerinde uyuyakalmıştım hatta. 
Puanım 7/10

Shakespeare In Love

Bu da aşırı ödüllülerden. Mart'ın Ardından isimli şu yazımda da hakkında yazmış, beğenmediğimi belirtmiştim. 
Puanım 5/10

Issız Adam

Sahafta karşılaştığı kızdan hoşlanan bir adamın hikayesi. Çok abartılı bir filmdi. Sanki başka  bir ülkede yaşıyorlamış gibiydi. Belki de Çağan Irmak başka bir Türkiye'de yaşıyordur.
Puanım 5/10

Stranger Than Fiction

Bu film sevdiklerim arasında. Şurada uzun uzun yorumlamıştım.
Puanım 7/10

Edward Scissorhands

Makas elli kahramanımız Johnny Depp efendilerinin insanlar tarafından dışlanışını anlatıyor. Biraz yavaş ilerlemesine rağmen, içimi ısıtan sevimli bir filmdi. Sadece sonunu beğenmemiştim.
Puanım 6/10

Alice Harikalar Diyarında 2 - Aynanın İçinden 

Burada yine bir Johnny Depp ve Tim Burton kardeşliğini görüyoruz. Genelde Tim Burton'ın filmlerini çok seviyorum. Alis harikalar diyarında'yı zaten çocukluğumdan beri severim (kitaplarını). 
Bu film bana aşırı duygusal gelmişti. İzledikten sonra moral bozukluğu yanıma kar kaldı. Belki benim o anki psikolojimden kaynaklanmıştır.
Puanım 10/10

Batman v Superman: Dawn of Justice

Batman ve Superman'le pek ilgili değilim. Bu filme yolum sanırım arkadaşlar vasıtasıyla düştü (hatırlamıyordu). İçinden bi' ara wonder woman çıkmasa hiç ilgimi çekmeyecekti.
Puanım 6/10

The Huntsman: Winter's War

Ünlü oyunculara sahip, fakat bana göre çok boş bir filmdi. Fantastik filmi insanlara verelim nasıl olsa izlerler mantığında kurgulandığını düşünüyorum.
Puanım 4/10

Now You See Me 2

Birincisini izlemeden ikincisini izlediğim bir film. Konusunu sevdim, sihirbazları severim. O el çabukluğunu seviyorum (kuşlar ölmediği sürece). Bakınız: The Prestige
Puanım 6/10

Ocean Waves (Umi ga kikoeru)

Sıkıcı bulduğum anime film.
Puanım 6/10

Hesapta Aşk

İnternetsizliğin gözü kör olsun temalı zaman zarfında tv'de izlediğim filmlerden. Eğlenceli bir filmdi, biraz ütöpyaydı gerçi.
Puanım 6/10

Miss Peregrine's Home for Peculiar Children

Tim Burton imzalı dolayısıyla benim sevmeme ihtimalimin düşük olduğu filmlerden biri. Kitabı okumamış olsaydım bu harika bir film olabilirdi. Ama kitap uyarlaması yapıyorsanız bunun kitaba uygun olması gerekmez mi? Filmde gerçekleşen olaylar kitaptan çok çok çok farklıydı.
Puanım 7/10

Star Trek Beyond
Chekov'u gördükçe hüzünlendim durdum. Çok sevdiğim karakterlerden biriydi. Anton Yelchin'i artık Star Trek'te göremeyeceğiz :(
Diğer Star Trek filmlerine göre (yeni seriden bahsediyorum) biraz sıkıcı buldum.
Puanım 6/10

Finding Dory

Kayıp balık nemo'nun bu kadar yıl sonra devamının gelebileceği ihtimali beni heyecanlandırmaya yeter de artardı. Bu film Dory'nin hayatı üzerine kurgulanmıştı. 
Puanım 7/10

The Karate Kid

Bunu da internetsizlik dönemlerinde tv'de izlemiştim. Başarı öykülerini severim. İnsana umut ve başarma isteği verirler. Bu film çok popüler, izlemeyen olduğunu sanmıyorum :)
8/10

Doctor Strange
Listemdeki filmlerden biri. Uzun zaman heyecanla bekledim. Yine süper kahraman olayları. Bu sefer işin içinde mistik güçler var. Tek hoşlanmadığım tarafı insanları bilimden uzaklaştırıp hurafelere yönelten bir temasının oluşu.
Puanım 7/10

Hadi İnşallah
PuCCa (evet yazdım sonunda)'nın kitabından uyarlanmış. Film olarak eğlenceliydi. Büşra Pekin'i ÇGHB döneminden beri başarılı buluyorum. Kitabı ise okuyabileceğim tarzda değil.
6/10

Deliha

Deliha karakteri farklı bir karakter. Ben bu filmi 2 ya da 3 kere izledim sanırım. Hiç sevilmemiş birinin hikayesi, bazen eğlenceli bazen de hüzünlüydü.
Puanım 7/10

Nadide Hayat

Bu da ütopya filmlerden. Zamanında su ürünleri mühendisliği okuyan bir kadın üniversiteye kaldığı yerden devam ediyor. Gemiyle araştırmaya katılıyor, kaptanla birbirlerine aşık oluyorlar.
Puanım 7/10

Kocan Kadar Konuş

Bu film bana biraz ergenimsi gelmişti. Bknz: Kahraman kızımızın başroldeki şahsa salyalarının akması. Her neyse bu filmi sevmedim, yapmacık buldum.
Puanım 6/10

Buz Devri 5
Puanım 7/10

Kara Bela

Bunu da 4-5 kere izlemişimdir. Çünkü Erdal Bakkal. Hayatı tamamen değişen ve kendini Kara Bela isimli arabasıyla yollarda bulan sıradan bir adamın öyküsünü anlatıyor.
Puanım 8/10

Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar?

Bizim evde bulunurlar mesela ben. (Tamam sustum) Burnuk çok tatlı değil miydi? Bu filme çok büyük bir hevesle gittim. Harry Potter müziği dırırırım rırı rım çalınca büyük bir sevince kapıldım. Şirin bir filmdi ama o yetimhanedeki çocukların başlarına gelenler konudan uzaklaşmama neden oldu. Ne bileyim üzüldüm mü ne yaptım, filmi beklediğim gibi bulamadım.Newt ve Porpentina çok tatlı bir ikili olmamış mı?



 


Puanım 7/10

Bu yazı burada biter. Siz bu yıl hangi filmleri izlediniz, bu filmler içinde beğendikleriniz hangileri ? Yorumlarda buluşalım :)








17 Aralık 2016 Cumartesi

Çizgi Roman Okumaları ve Birtakım Güncellemeler

Merhaba arkadaşlar. Uzun süredir bloga yazamadım. Çok kısa anlatayım. İstanbul'a taşındık,  internetin bağlanması çok uzun sürdü. Aklımda bir çok konu birikti ve bir çok kitap okudum. İlerisi için plan yapıp duruyorum. Ama hayat planlardaki gibi ilerlemiyor çoğu zaman.

Bu yıllık hedefim 200 kitap okumaktı. Şu an baktım ve 110 kitap okumuşum. Yani yıllık hedef yalan oldu :) Bu yıl bayağı çizgi roman okudum. Özellikle ingilizce okumaya çalışıyorum. Şimdi bakalım neler okumuşum. Şimdi sizi aşağı ışınlıyorum ↓


Doctor Who Serisi:

Doctor who'nun bir çok versiyonu var arkadaşlar. 10,11. doktorların bir sürü çizgi romanı var. Ve 10. doktorun bile ayrı hikayelere sahip farklı çizgi romanları var. Ben 10. doktorun hikayelerinin anlatıldığı çizgi romanları okudum ve bu seriyi çok seviyorum.
10. doktor serisinden okuduklarım:
-Doctor Who The Tenth Doctor #1
-Doctor Who The Tenth Doctor #2
-Doctor Who The Tenth Doctor #3
-Doctor Who The Tenth Doctor #4
-Doctor Who The Tenth Doctor #5