20 Mart 2016 Pazar

Kendine Ait Bir Oda - Virginia Woolf | Kitap Yorumu

Bir kadının kurmaca yazması için neye ihtiyacı vardır? 

sorusunu bize yönelterek başlıyor Virginia. Kendine ait bir oda ve paraya mı? Yoksa kadın olduğu için bunlar yetersiz midir? Bir erkek kadar rahat yazabilir mi? Duygularını, düşüncelerini tamamen içinden geldiği gibi ifade edebilir mi? Acaba bunun için yeterli eğitimi alabilmiş midir? Yoksa puding yapmak, on iki- üç tane çocuk yetiştirmek, temizlik ve ev işleriyle mi meşguldür? Boş kalan zamanlarında da alışverişe gidiyordur belki ya da nakış işliyordur. Düşünmesi, aklını kullanması gerekmiyordur. Ya da sadece bu işler kadına özgü olduğu için değersizdir belki; futbol gibi, spor gibi erkeklere özgü işler olsaydı bunlar (nakıştan, makyajdan, alışverişten, modadan bahsediyorum) daha değerli olurlardı. Ya da bu kadının gerçekten parası yoktur, doğuştan zengin değildir. Eğitim alamadığı için iyi bir işte çalışamıyordur, kurmaca yazmaya yetecek kadar parası yoktur. Ve bir odası da yoktur. Oturma odasında yazmaya çalışıyor, birileri geldiği zaman yazdıklarını saklıyor, belki yakıyordur. 

Kitap tüm bu sorduğum -aslında soru sorarken bir yandan size kitabın konusunu anlatmaya çalıştım- sorulara cevap arıyor. İngiliz tarihindeki kadın yazarlardan - emin olun bir elin parmakları kadarlar- bahsederek onların neden erkekler kadar rahat yazamadıklarını ve bir Shakespeare olamadıklarını sorguluyor. Bunu sorgularken Shakespeare'ın farazi kız kardeşinden de bahsediyor. Hep erkeklerin gözünden anlatıldığımız, onların hayallerinde var olan hayali figürler olduğumuzu vurguluyor. Kadınlardan iyi, güzel, şehvetli, beğenilen olarak bahseden tüm kitapların erkekler tarafından yazıldığına ve o kitaplardaki kadınların özgür, mutlu, öz güvenli ve sevilen olduklarına değiniyor. Normaldeyse bu durumun tam tersi olduğu, eğitim alamayan o kadının özgür değil babası tarafından para karşılığında evlendirilen, öz güvenli değil daima ikinci sınıf olduğu söylendiğinden kendini yazılarında bile yeterince ifade edemediği gerçeği tokat gibi yüzümüze çarpıyor. Kadınlardan aşağılık, ahlaksız, çirkin, beğenilmeyen, ikinci sınıf, akılsız olarak bahsedilen tüm kitapların da yine erkekler tarafından yazıldığı yüzümüze vuruluyor. Oysa bir kadın kara veya beyaz değildir elbet. İki grupta da bahsedilen özelliklerden bir benlikte bulunabilir. Ama diyor Virginia, bize kendimizi anlatma fırsatı verilmedi ki !

Alıntılar:
''İsterseniz kitaplıklarınıza kilit vurun; ama zihnimin özgürlüğüne vurabileceğiniz ne bir kilit var ne de bir sürgü, ne de kapatabileceğiniz bir kapı.''

Dünya kadına, erkeklere dediği gibi "İstersen yaz, umrumda değil", demiyordu. Dünya kaba kaba gülerek "Yazmak mı?" diyordu. "Yazman ne işe yarıyor?"

''Bir sınıfı ya da bir cinsi tümüyle suçlamak saçmaydı.''

''Bize bırakacak bir zenginlikleri olmadığına göre annelerimiz ne yapıyorlardı o zaman? Burunlarını mı pudralıyorlardı? Mağazaların vitrinlerini mi seyrediyorlardı? Monte Carlo güneşinde gösteriş mi yapıyorlardı?''

''Kadınlık, himaye edilen bir meşguliyet olmaktan çıkınca her şey olabilir, diye düşündüm evimin kapısını açarken.''

Belli ki onun zihni 'bütün engelleri kaldırıp göz kamaştırıcı olamamıştı'.Tam tersine, kinlerle, dertlerle taciz edilmiş, rahatsız olmuştu. İnsanlar onun gözünde ikiye ayrılıyordu. Erkekler 'karşı çıkan güruhtu'; erkeklerden nefret ediyor, korkuyordu, çünkü onlar arzuladığı şeye -yazmaya- ulaşmasını engelleyecek güce sahiplerdi.

''...Yazar yazmaya devam ederken biz sanki dünyanın en tepesine çıkacak ve bütün dünyayı ayaklarımızın altında büyük bir görkem içinde serilmiş bulacaktık.''

''İnsanlar olgunlaştıkça taraf tutmaktan vazgeçerler, okul müdürlerine ya da süslü kupalara inanmaktan da.''

Puanım:





4 yorum :

  1. İsmi de konusu da dikkat çekici. Okumalıyım sanırım. Teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim, ayrıca hoş geldin :)

      Sil
  2. Alıntılara bayıldım :D Woolf uzun zamandır okumak istediğim bir yazar, kitabını da aldım, okuyacağım yakında umuyorum :D

    YanıtlaSil